continue reading hover preload topbar hover preload widget hover preload

Erenlerin Kalb Gözü – Hacı Osman Akfırat

İlgili Kategoriler: Dini Kitaplar, Tasavvuf
Konu başlıkları: , , ,

KİTABIN ADI             : ERENLERİN KALB GÖZÜ

KİTABIN YAZARI   : HACI OSMAN AKFIRAT

TERCÜME                    : ALİ ARSLAN

YAYINEVİ                   : PAMUK YAYINCILIK

BASIM YILI                : 2001

KİTABIN KONUSU:

Bu kitabın mütercimi Ali Arslan diyor ki: “Birçok eserin mütercimi olarak itiraf ediyorum ki tasavvuf mevzuunda İmam-ı Rabbani’nin Mektubat’ından sonra bu eser gibi muhteşem, insaflı, davaya yerli yerinde parmak basan, her şeyin hakkını veren ikinci bir eser görmüş değilim. Hakikati bütün parlaklığıyla aksettiren, kalbimde mümtaz bir yer işgal eden bu eseri bu sebeple tercüme etmek istedim.”

 

KİTABIN ÖZETİ:

Hacı Osman Akfırat gibi tasavvufi ve fıkhi birçok konuda paha biçilemez bilgiye sahip ustanın kaleminden bu konularda hazırlanmış en güzel eserlerden biri.


KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Tasavvuf konularına yeni başlayanlar ve konuda kendini geliştirmek isteyenler için oldukça uygun olduğunu düşündüğüm bu eserde; misâl alemi, berzah alemi, kâfirlerin ruhları, vahy ve ilham, ruhun vasıfları, fıkhın fazileti, bid’atın kısımları, kusurlu alimler, imanın alameti ve istikamet, keffaretler, dereceler, vâridat, râbıta, dervişlerin tehlikeli halleri, tarikat ehlinin ahvali gibi konular başlıklar altında açıklanmış. Kitabın orjinal ismi “Basiretü’s Salikin ve Hetkül Makirin min Ulemâi’s-Su-i vel Meşayihih Mübtedin” Türkçe tercümesi “Saliklere (çalışanlara) yol gösterici, kötü hareketli alim ve bid’atcı şeyhlerden olan hilecilerin maskesini yırtıcı”dır. Konularla ilgili hadis-i şerif ve ayetlere de çokça yer verilmiş. Tercümesi yapılırken bazı kelimelerin aynen kullanılmış olması anlam bütünlüğünü bozmamış. Her bab ve bahis konusu başlığı altında konunun kısa açıklaması verilmiş. Tasavvuf konusunda yazılan eserlerin birçoğunda ağır anlatım, tek taraflı bakış açısı okuyucuyu yorar ve kitabı anlaşılır olmaktan uzaklaştırır. Tefsir, hadis, kelam, fıkıh ve edebiyat ilimlerinde uzmanlaşmış Hacı Osman Akfırat’ın anlatımı ile kitabı severek ve anlayarak okuyacaksınız.


KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:

Hacı Osman Akfırat hakkında detaylı bilgiye http://www.pamukyayincilik.com/web/yazar-detay.asp?ID=176  adresinden ulaşabilirsiniz.


ESERLERİ:

http://www.pamukyayincilik.com/web/yazar-detay.asp?ID=176 adresinden detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz..


KİTAPTAN ALINTILAR:

RESİME RABITA

Bir kısmı da şeyhinin fotoğraflarını çıkarmış gaaib olan müridlerine o resimleri göndermiş tâ ki o resimlerle rabıta kursunlar (!) Dervişlerden bir kısmı var ki şeyhinin fotoğrafını cebinde taşıyor Evradına başladığı zaman ev­velâ fotoğrafı çıkarıp bakıyor sonra evradını okuyor (!) Hulâsa; dervişlerle arkadaşlık yapan bir kimse her gün yeni ve sonu gelmeyen bid’atlara muttali’ olabilir!Bütün bu musibetler rabıtanın üçüncü ve dördüncü kıs­mından neş’et etmiştir. Mademki, fesadlık bu raddeye çıktı öyle ise bu kapıyı tamamen kapatmak en uygun harekettir. Velîlerin en büyüğünün ve en kâmilinin tâyin ve tesbiti hakkında meşâyih arasında ihtilâf vardır İmâm-ı Rab-bânî «Gavs»ın «Kutbu’l-medar»ın gayrisi olduğunu «Kut-bu’l-medar»ın ancak bâzı emirlerde gavstan yardım bekle­diğini Ebdalların mansıblarını tâyin etmekte müdahalesi olduğunu söylüyor Kutba yardımcılık etmesi itibariyle «Kutbu’l-Aktâb» da denir Çünkü onun yardımcıları kürre-i arzın tamamında manevî hâkimler ve vekillerdirler  İmâm-ı Rabbânî der ki:  «Peygamberlerin etba’larının en kâmilleri tam teba-iyyeti elde ettikleri zaman peygamberlik mansıbına değil makamına yönelirler Peygamberlik mansıbı ise Hazret-i Muhammed’den sonra artık muhaldir Bu makama yöne­len o kâmil insanların bâzısı imamet mansıbıyle diğerinin başına geçer Bu velîlerin en yücesidir Bâzıları da sade­ce o kemâli elde etmekle iktifa eder İşte bu iki büyük insan o kemâli elde etmek hususunda eşittirler Onların arasındaki tefavüt mansıbı elde edip etmemekte ve man-sıbla ilgili birtakım emirlerdir Tabiîlerin en kâmilleri ve­layet kemâlâtını tam elde ettiği zaman bir kısmı manevî hilâfet mansıbıyla ortaya çıkar Bâzıları da — biraz önce geçtiği gibi — o kemâlâtları elde etmekle iktifa eder Bu iki mansıbın beheri de asîl kemâlâtla ilgilidir Zilli kemâ-lâtta ise imamet mansıbına en lâyık yani onun hizası ve gölgesi olmaya en lâyık kutbu’l-irşad mansıbıdır Hilâfet mansıbına en uygun Kutbu’l-medar mansıbıdır işte bu iki alt makam o iki üst makamın gölgesldir»  Şâzilî tarikatının başı Şeyh Ebul Hasan (KS) dedi ki:  «Kutbun onbeş alâmeti vardır:

 1— İsmet imdadıyla takviye edilir.

 2— Rahmet imdadıyla takviye edilir.

 3— Hilâfet imdadıyla takviye edilir.

 4— Niyabet imdadıyla takviye edilir.

 5— Büyük arşın hamelelerinin imdadıyla takviye edilir.

 6-7 — Onun için zâtın hakikati ve sıfatların kapsayıcılığı keşfolunur.

 8 — Mevcutlar arasında ayırdetme ilmiyle müşerref  kılınıyor.

 9 — Evvelin evvelden ayırmasıyla müşerref kılınıyor.

 10— Bu durum sonuna kadar ondan ayrılmaz.

 11— Onda sabit olanla müşerref olur.

12— Daha evvel ve daha sonra olanın hükmüyle müşerref olunur.

13— Evveli ve sonu olmayanın hükmüyle müşerref  olunur.

14— Her ilmi ihata eden ilimle müşerref olunur.

15— Birinci sırdan sona kadar görünen ve sonra ona dönen malûmatın ilmini ihata etmekle müşerreflenir.  (Bu bölüm hâl ilmi olduğu için tam manasıyla tafsilâ­tını yapmaktan âciz kaldık Ancak ibarenin aynısını ak­tardık. Hiçbir hükmün çıkarılmasından sorumluluk ka­bul etmiyoruz. Dikkat edelim) İmam-ı Rabbânî buyurdu :  «Müntehaya varan velîlerden bir taife vardır. Fena ve beka makamlarından sonra kendilerine kuvvetli bir çe­kim ve cezbe veriliyor. Onlar bu cezbe ile varılması müm­kün olan mertebenin nihayetine kadar giderler. Resûlâllah’ın mütâbaatı vasıtasıyle makam-ı mahsusundan (özel makam) nasib elde ederler. İşte bu kabil varış bu efred (ferdler) taifesine mahsustur. Bu makamdan kutublara dahi nasîb yoktur. Eğer nihayetin nihayetine varan bu suretle âleme geri gelirse kendisine müstaid olan kimselerin terbiyesi havale edilirse nefsi kulluk makamı­na erer ruhu ise nefissiz olarak Cenâb-ı Mukaddese doğru yol alır. İşte bu ferdî kemâlâtı derleyen kutblyye-tin tekmillerini bir araya getiren bir kimsedir. Kutubdan maksadım burada irşad kutbudur evtad kutbu değildir. Zilli makamlar aslî medâricin (dereceler) maârifi buna müyesser olur. Belki onun varlığı makamda ne zil vardır ne de asıl. Çünkü o hem zilli hem de aslı geçmiştir. Böyle bir kâmil ve mükemmelin varlığı pek azdır. Hattâ böyle bir kimse uzun asırlardan ve uzak zamanlardan sonra var olursa yine âlem için büyük bir fırsat ve gani­mettir. Âlem onunla nurlanır. Bu taifenin bâzısı bütün ve­layet makamlarından deha üstün olan abdiyyet (kulluk) makamına seçilir. Böyle bir kimseye mahbubiyyet maka­mının kabiliyyeti de müsellemdir. Binâenaleyh böyle bir kimse velayetin bütün kemâlâtınm câmiidir. Velâyet-i has­seden (özel velilik) makam-ı nübüvveten (peygamberlik makamından) haz ve nasibdar olmuştur»

Kitabı http://www.pamukyayincilik.com/web/kitaplar_detay2.asp?ID=694 adresinden satınalabilirsiniz.